Bir işi sahiplenmek, sadece görev tanımında yazanı yapmak değildir. Sahiplenmek; sorumluluğu üstlenmek, ürünü takip etmek, eksik varsa tamamlamak, devamlı iyileştirmeye çalışmak, sorumluluklarıyla ilgili olmasa bile görmezden gelmemek, hatta bazen kimsenin görmediğini fark edip harekete geçmektir.
Benim deneyimim şu: sahiplenilen iş ilerler, sahiplenilmeyen iş sürünür. Çünkü sahiplenme duygusu yoksa, herkes topu birbirine atar ya da görmezden gelir. Ama gerçekten sahiplenildiğinde, işin bir “sahipleri” olur ve işler rayına girer.
Ben de sahiplenmenin olmadığı ortamlarda işlerin sürekli ertelendiğini veya hasır altı edildiğini, ama sahiplenildiğinde küçük adımların bile çok hızlı sonuç getirdiğini defalarca gördüm.
Bence sahiplenmek; unvanla, pozisyonla ya da görev tanımıyla ilgili değil. Bir işi ya da ürünü “benim” diye görüp görmemekle ilgili.
