Bugüne kadar rapora hiçbir zaman gerçekten “sağlık için verilen zorunlu bir ara” gibi bakmadığımı fark ettim. Ben sanırım buna daha çok mümkün olduğunca az kullanılması gereken bir şey gibi bakıyordum.
Bu da kötü bir alışkanlık aslında. Yıllar önce halı sahada kaburgamı kırdığımda bile ertesi gün işe gitmiştim. O dönem gişede çalışıyordum. Bölge operasyon müdürüm beni o halde görünce fırçalayarak doktora gitmeye zorlayıp rapor almamı istemişti. İşin ilginç tarafı, doktorun önerdiğinden bile daha az rapor alıp ağrı kesicilerle çalışmaya devam etmemdi. Şimdi düşününce pek mantıklı değil tabii :)
Sonrasında da çok değişmedim. Covid olduğum dönemde bile nefes almakta zorlandığım anlarda bilgisayarı tamamen kapatmadığımı hatırlıyorum. Özellikle kapatamadığımı değil kapatmadığımı diyorum çünkü kimse benden bunu beklemiyordu.
Sürekli bir şey yetiştirmeye, çözmeye, eksik bırakmamaya çalışıyoruz. Bir noktadan sonra kendimizden vermek normalleşiyor. Zamandan veriyoruz, enerjimizden veriyoruz, bazen de sağlığımızdan verdiğimizi bile fark etmiyoruz.
Ama boyun fıtığı ameliyatı benim için farklıydı. Omurilik ve sinirler söz konusu olunca insan korkuyor. Doktorlar risklerin düşük olduğunu söylediler ama düşük de olsa sonuçlarının çok ağır olabileceğini de anlattılar. Operasyonun boyunda olması, omurilik ve sinirler açısından riskli olması, iyileşme sürecinde dikkat edilmesi gerekenler… Bunların hepsi ilk defa beni gerçekten durup düşünmeye itti. Çünkü bazı riskler ihtimal olarak küçük olsa da insanın hayatındaki karşılığı çok büyük olabiliyor.
Sanırım hayatımda ilk defa bir rapora itiraz etmedim. İlk defa “Bu kadar güne gerek var mı?” diye düşünmedim. Sıkılırım, işten bu kadar uzak kalamam demedim. Çünkü ilk defa bedenimin gerçekten dinlenmeye ihtiyacı olduğunu kabul ettim.
Bazen çalışmaya devam etmek disiplin gibi geliyor ama bir noktadan sonra insanın kendini sürekli geri plana atmasına dönüşebiliyor. Bu süreç bana şunu öğretti: İyileşmek de ertelenmemesi gereken bir ihtiyaçmış.
Beni tanıyan Developer arkadaşım, geliştirme grubundan “senin iyiliğin için diyerek” beni çıkardı, kopamayacağımı biliyordu :) Herkese böyle çalışma arkadaşları temenni ederim.
