Kurumsal hayatta KPI'lar doğrultusunda pek çok şey ölçülür. Ölçülen şeyleri iyileştirmek için de sürekli yeni adımlar atılır. Ancak bu yeniliklerle birlikte çoğu zaman gözden kaçan çok kritik bir şey vardır: denge.
Oysa iş hayatındaki en kritik konulardan biri dengedir. İş yükü, sorumluluk ve beklentiler dengeli yönetilmediğinde, bu durum günün sonunda doğrudan işin kalitesine yansır. Denge bozulduğunda bunu herkes hisseder; ancak çoğu zaman kimse buna sesini çıkarmaz. Terazinin sürekli hafif tarafında kalanlar ise bir noktadan sonra kendinden vermeye, ardından da tükenmeye başlar.
Yoğunluk iş hayatının kaçınılmaz bir parçasıdır. Belli dönemlerde herkes daha fazla çalışır, daha fazla sorumluluk alır. Asıl kritik fark ise bu yoğunluğun süreklilik kazanıp kazanmadığıdır.
Bir ekipte bazı kişiler sürekli daha fazla iş alıyorsa, bazı kişiler hep “kritik” işlerin altında kalıyorsa, burada görünmeyen terazi çoktan şaşmış demektir. Bu durum çoğu zaman başarı gibi görünür, ama aslında sistemin kişilere yük bindirdiğinin işaretidir. Bu noktada sorun kişinin performansı değil, sistemin yükü nasıl dağıttığıdır.
Denge, herkesin eşit çalışması değil, yükün sürdürülebilir şekilde dağılmasıdır.
İş analistliği açısından bakıldığında bu durum fazlasıyla tanıdıktır. Sürekli yangın söndüren, her kritik noktada devreye giren, herkesin aklına ilk gelen kişi olmak bir noktadan sonra risk göstergesine dönüşür. Çünkü sistem kişiye bağımlı hale gelmiş, terazi yönde baskınlaşmıştır.
Organizasyon seviyesinde de denge en az o kadar kritik bir kavramdır. Takdirin, görünürlüğün ve sorumluluğun dengesi bozulduğunda, şirket içi adalet algısı sarsılır. Bu durum çoğu zaman sessizdir ama etkisi yüksektir. Kimse açıkça “denge bozuk” demez; ama insanlar yavaş yavaş geri çekilir.
Kurumsal hayatta yapılan değişikliklerin çoğu iyi niyetlidir. Daha hızlı, daha güvenli, daha kontrollü ilerlemek istenir. Ancak çoğu zaman bu değişikliklerin kurum kültürü ve ekipler üzerindeki etkisi göz ardı edilir. Bu değişikliklerin çoğu ek iş olarak gelir; bu da dengenin tamamen şaşmasına sebep olur.
Gerçek denge, sistemin tamamını görebilmeyi gerektirir. Sistemde yapılan değişiklikler dengeyi bir taraftan toparlarken diğer taraftan bozabilir. Terazinin dengesini sağlamanın en doğru yolu, tüm parçaların sesini duymaktır. Çünkü sistemde sesi duyulmayan her parça, zamanla yükün kendisi haline gelir.
Denge hata gibi görünmediği için çoğu zaman konuşulmaz. Şirketin terazisi kültürün merkezinde olmazsa, kişiler kendi terazilerini kullanır veya kullanmaz. Ancak uzun süre ihmal edilirse, sistemi içten içe yorar ve günün sonunda yeni değişikliklere kucak açar.
Terazinin dengesi bozuksa, bedeli tekrar eden değişikliklerle sessizce ödenir.
