Malum yaz dönemi... Yıllık izinler gündemde. Yıllık izin denince çoğu kişinin aklına sadece tatil gelir. Oysa izin, tatilden çok daha fazlasıdır.
Yoğun iş temposunda sürekli bir şeyler üretmek ve sorun çözmeye çalışmak bir süre sonra hem verimliliği hem de yaratıcılığı tüketiyor. İnsanın enerjisi tabii ki sınırsız değil. Bu noktada izin, bir lüks değil; sürdürülebilirlik için bir zorunluluk.
Çünkü dinlenmek, zihni boşaltmak, işten bir süre uzaklaşmak sadece kişisel iyileşmeyi değil, kurumun başarısını da doğrudan etkiliyor. Yorgun bir çalışan, tükenmiş bir ekip ya da sürekli aksayan işler… Bazen çözüm sadece basitçe dinlenmek oluyor.
Ben kendi adıma yıl içinde zaman zaman yarım günlük ya da 1 günlük izinler kullanıyorum. Bu sürede uzun süre odaklanamadığım bir şeye yoğun bir şekilde odaklanıp başka her şeyden uzaklaşıyorum. Bu kısa molalar bile kafamı toparlamak, zihnimi rahatlatmak için çok iyi geliyor. Her zaman uzun bir tatil değil; bazen birkaç saatlik nefes bile aynı etkiyi yaratabiliyor.
Asıl değer, zihnimin işten uzaklaşıp tekrar tazelenmesinde. Döndüğümde getirdiğim enerji, çoğu zaman yepyeni bir projeden bile daha fazla değer katabiliyor.
O yüzden bana göre dinlenmek, çalışmanın tam kalbinde yer alan bir parça. Dinlenmeye ayrılan zaman, sürdürülebilirlik için en değerli yatırımıdır.
İzinler bitecek, işler devam edecek. Ama yenilenmiş bir zihinle dönüş yapmak her şeye değer. İzin zamanı dinlenmekten çekinmeyin, izne çıkan herkese iyi tatiller ve iyi yenilenmeler.
