Geçtiğimiz günlerde bir söz duydum, aklımda kaldı:
“Senin plansızlığın, benim aciliyetim olmamalı.”
Basit gibi ama çok şey anlatıyor. İş hayatında sık sık karşılaştığımız bir tablo bu. Birinin zamanında planlamadığı işler, son anda başkalarının “acil işi” haline geliyor. Ve o aciliyet, herkesin önceliklerini, planlarını, hatta bazen dengesini bile değiştiriyor.
Oysa gerçek aciliyetle plansızlık arasında büyük fark var. Gerçek aciliyet, öngörülemeyen bir durumdan doğar. Plansızlık ise öngörülmesi gerekenin ertelenmesinden. İkisi de aynı yoğunlukta yaşanır ama hissedilen etki bambaşkadır.
Benim gözlemim şu: plansızlık, sadece işi değil, ilişkileri de zorlar. Çünkü acil hale gelen işler genelde baskıyla ilerler, bu da ekip içinde güveni ve motivasyonu yıpratır.
Bence profesyonellik, işi yetiştirmekten çok, zamanı doğru yönetebilmekle başlar. Planlı çalışan bir ekipte acil işler biter; ama plansız çalışan bir ekipte, her şey hep acil kalır.
